inilti

كَانَ أَنِينُ الرَّجُلِ الْجَرِيحِ مَسْمُوعًا طَوَالَ اللَّيْلِ.

Yaralı adamın iniltisi, gece boyunca duyulabiliyordu.

سَمِعْتُ آهَةً خَافِتَةً مِنَ الْمَرِيضِ.

Hastadan hafif bir inilti duydum.

التَّأَوُّهَاتُ القَادِمَةُ مِنَ المُسْتَشْفَى أَثَّرَتْ فِي الجَمِيعِ بِعُمْقٍ.

Hastaneden gelen iniltiler, herkesi derinden etkiledi.

Ayrıca: صَوْتُ أَنِينٍ

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler