جَعَلَ الظَّالِمُ الْأَسِيرَ يَئِنُّ مِنَ الْأَلَمِ.
Zalim, tutsağı acı içinde inletti.
جَعَلَ الظَّالِمُ الْأَسِيرَ يَئِنُّ مِنَ الْأَلَمِ.
Zalim, tutsağı acı içinde inletti.
كَانَ الْمَرَضُ يَجْعَلُ الرَّجُلَ الْعَجُوزَ يَتَأَوَّهُ بِاسْتِمْرَارٍ.
Hastalık, yaşlı adamı sürekli inletiyordu.