inlemek

أَنَّ الرَّجُلُ الْمَرِيضُ مِنَ الْأَلَمِ حَتَّى الصَّبَاحِ.

Hasta adam acıdan sabaha kadar inledi.

تَأَوَّهَ الْجُنْدِيُّ الْجَرِيحُ بِخِفَّةٍ وَهُوَ مُسْتَلْقٍ عَلَى النَّقَّالَةِ.

Yaralı asker, sedyede yatarken hafifçe inledi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler