اضْطُرِرْنَا إِلَى رَهْنِ مَنْزِلِنَا عَنْ طَرِيقِ الْحُصُولِ عَلَى قَرْضٍ مِنَ الْبَنْكِ لِشِرَاءِ مَنْزِلٍ جَدِيدٍ.
Yeni bir ev almak için bankadan kredi çekerek evimizi ipoteklemek zorunda kaldık.
اضْطُرِرْنَا إِلَى رَهْنِ مَنْزِلِنَا عَنْ طَرِيقِ الْحُصُولِ عَلَى قَرْضٍ مِنَ الْبَنْكِ لِشِرَاءِ مَنْزِلٍ جَدِيدٍ.
Yeni bir ev almak için bankadan kredi çekerek evimizi ipoteklemek zorunda kaldık.
اضْطُرَّتِ الشَّرِكَةُ إِلَى وَضْعِ رَهْنٍ عَقَارِيٍّ عَلَى بَعْضِ أُصُولِهَا لِتَتَمَكَّنَ مِنْ سَدَادِ دُيُونِهَا.
Şirket, borçlarını ödeyebilmek için bazı varlıklarını ipoteklemek zorunda kaldı.