ispatlamak

يَعْمَلُ الْعُلَمَاءُ عَلَى إِثْبَاتِ نَظَرِيَّاتِهِمْ بِالتَّجَارِبِ.

Bilim insanları, teorilerini deneylerle ispatlamak için çalışıyorlar.

بَرْهَنَ عَالِمُ الرِّيَاضِيَّاتِ عَلَى النَّظَرِيَّةِ بِمُعَادَلَاتٍ مُعَقَّدَةٍ.

Matematikçi, teoremi karmaşık denklemlerle ispatladı.

أَكَّدَ الشَّاهِدُ لِلشُّرْطَةِ مَا رَآهُ فِي مَكَانِ الْحَادِثِ.

Tanık, olay yerinde gördüklerini polise ispatladı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler