اضْطُرَّ اتِّجَاهُ السَّفِينَةِ إِلَى التَّغَيُّرِ بِسَبَبِ الْعَاصِفَةِ.
Geminin istikameti, fırtınadan dolayı değişmek zorunda kaldı.
اضْطُرَّ اتِّجَاهُ السَّفِينَةِ إِلَى التَّغَيُّرِ بِسَبَبِ الْعَاصِفَةِ.
Geminin istikameti, fırtınadan dolayı değişmek zorunda kaldı.
كَانَتْ وِجْهَةُ الْحَافِلَةِ نَحْوَ مَرْكَزِ الْمَدِينَةِ.
Otobüsün istikameti, şehir merkezine doğruydu.
قَامَ الطَّيَّارُ بِضَبْطِ مَسَارِ الطَّائِرَةِ بِشَكْلٍ صَحِيحٍ.
Pilot, uçağın istikametini doğru bir şekilde ayarladı.
اِسْتِقَامَة