itişmek

كَانَ الْأَطْفَالُ يَتَدَافَعُونَ بِاسْتِمْرَارٍ أَثْنَاءَ اللَّعِبِ فِي الْحَدِيقَةِ.

Çocuklar parkta oyun oynarken sürekli itişiyorlardı.

تَزَاحَمَ النَّاسُ فِي الْحَفْلِ لِيَقْتَرِبُوا مِنَ الْمَسْرَحِ.

Konserde insanlar sahneye yakın olmak için itişiyordu.

İlişkili Kelimeler