حَسَنًا فَعَلْتَ أَنَّكَ أَتَيْتَ، أَنَا سَعِيدٌ جِدًّا.
İyi ki gelmişsin, çok mutlu oldum.
حَسَنًا فَعَلْتَ أَنَّكَ أَتَيْتَ، أَنَا سَعِيدٌ جِدًّا.
İyi ki gelmişsin, çok mutlu oldum.
مَا أَحْسَنَ أَنَّنِي اسْتَمَعْتُ إِلَيْكَ، وَإِلَّا كُنْتُ سَأَنْدَمُ كَثِيرًا.
İyi ki seni dinlemişim, yoksa çok pişman olacaktım.
يَا لَهُ مِنْ حُسْنِ حَظٍّ أَنْ كَانَ مَعِي مَالٌ، وَإِلَّا كُنْتُ سَأَجُوعُ.
İyi ki yanımda para varmış, yoksa aç kalacaktım.
مِنْ حُسْن الحَظّ