الطَّقْسُ يَزْدَادُ بُرُودَةً بِشَكْلٍ مُتَزَايِدٍ، الشِّتَاءُ قَادِمٌ.
Hava iyiden iyiye soğuyor, kış geliyor.
الطَّقْسُ يَزْدَادُ بُرُودَةً بِشَكْلٍ مُتَزَايِدٍ، الشِّتَاءُ قَادِمٌ.
Hava iyiden iyiye soğuyor, kış geliyor.
المَرِيضُ يَتَعَافَى تَدْرِيجِيًّا، وَسَيَخْرُجُ قَرِيبًا مِنَ المُسْتَشْفَى.
Hasta iyiden iyiye iyileşiyor, yakında taburcu olacak.
أَرْبَاحُ الشَّرِكَةِ تَزْدَادُ بِاطِّرَادٍ، هَذَا خَبَرٌ جَيِّدٌ جِدًّا.
Şirketin kârı iyiden iyiye artıyor, bu çok iyi bir haber.