تَرَكَ هَذَا الْحَدَثُ أَثَراً عَمِيقاً فِي حَيَاتِي.
Bu olay hayatımda derin bir iz bıraktı.
تَرَكَ هَذَا الْحَدَثُ أَثَراً عَمِيقاً فِي حَيَاتِي.
Bu olay hayatımda derin bir iz bıraktı.
تَرَكَ الفَنَّانُ بَصْمَةً دَائِمَةً فِي العَالَمِ بِأَعْمَالِهِ.
Sanatçı, eserleriyle dünyada kalıcı bir iz bıraktı.
أَثَّرَتْ كَلِمَاتُهُ فِيَّ بِشَكْلٍ كَبِيرٍ.
Onun sözleri bende büyük bir iz bıraktı.
تَرَكَ نَدْبَة