قَصْرٌ فَخْمٌ — قصور فخمة
كَانَ الْقَصْرُ الْفَخْمُ يَقَعُ فِي أَجْمَلِ مَكَانٍ فِي الْمَدِينَةِ، وَيُطِلُّ عَلَى الْبَحْرِ.
Kâşane, şehrin en güzel yerinde, denize nazır konumda bulunuyordu.
كَانَ الْقَصْرُ الْفَخْمُ يَقَعُ فِي أَجْمَلِ مَكَانٍ فِي الْمَدِينَةِ، وَيُطِلُّ عَلَى الْبَحْرِ.
Kâşane, şehrin en güzel yerinde, denize nazır konumda bulunuyordu.
فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، كَانَ الْأَثْرِيَاءُ يَبْنُونَ لِأَنْفُسِهِمْ بُيُوتًا كَبِيرَةً مُزَخْرَفَةً مِثْلَ الْقُصُورِ.
Eski zamanlarda zenginler, kendilerine kâşane gibi evler yaptırırlardı.
بَدَأَ الْفَنَّانُ الشَّهِيرُ يَعِيشُ حَيَاةً مُنْعَزِلَةً عَنْ طَرِيقِ بِنَاءِ فِيلَا فَاخِرَةٍ لِنَفْسِهِ.
Ünlü sanatçı, kendine bir kâşane yaptırarak gözlerden uzak bir yaşam sürmeye başladı.