kök salmak

بَدَأَ النَّبَاتُ الْجَدِيدُ فِي تَرْسِيخِ جُذُورِهِ بِسُرْعَةٍ فِي الْحَدِيقَةِ.

Yeni bitki, bahçede hızla kök salmaya başladı.

هَذِهِ التَّقَالِيدُ مُتَجَذِّرَةٌ فِي الْمُجْتَمَعِ مُنْذُ قُرُونٍ.

Bu gelenekler, toplumda yüzyıllardır kök salmış durumda.

تَسْعَى الْعَائِلَةُ جَاهِدَةً لِلِاسْتِقْرَارِ فِي الْمَدِينَةِ الْجَدِيدَةِ.

Aile, yeni şehirde kök salmak için çabalıyor.

İlişkili Kelimeler