kökenli

هَذِهِ السَّجَّادَةُ مَصْنُوعَةٌ يَدَوِيًّا وَأَصِيلَةٌ مِنْ إِيرَانَ.

Bu halı el dokuması ve İran kökenli.

هُوَ مُوَاطِنٌ أَلْمَانِيٌّ مِنْ أَصْلٍ تُرْكِيٍّ.

O, Türk kökenli bir Alman vatandaşıdır.

هُوَ مِنْ مَنْشَأٍ تُرْكِيٍّ وَيَعِيشُ فِي أَلْمَانِيَا.

O Türk kökenli ve Almanya'da yaşıyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler