بَدَأَ يَثُورُ فَجْأَةً عِنْدَمَا سَمِعَ أَنَّهُ تَعَرَّضَ لِلظُّلْمِ.
Haksızlığa uğradığını duyunca birden köpürmeye başladı.
بَدَأَ يَثُورُ فَجْأَةً عِنْدَمَا سَمِعَ أَنَّهُ تَعَرَّضَ لِلظُّلْمِ.
Haksızlığa uğradığını duyunca birden köpürmeye başladı.
عِنْدَمَا بَدَأَ بِالْغَلَيَانِ، بَدَأَ الْحَلِيبُ يَتَزَبَّدُ فِي الْقِدْرِ.
Kaynamaya başlayınca süt tencerenin içinde köpürmeye başladı.
اِسْتَشَاطَ، أَزْبَدَ، رَغَّى، رَغَا وَأَزْبَدَ، اَزْبَدَ، رَغَا