köpekli

الرَّجُلُ الَّذِي يَمْلِكُ كَلْبًا يَمْشِي فِي الْحَدِيقَةِ.

Köpekli adam parkta yürüyor.

كَانَ الْأَطْفَالُ الْمَصْحُوبُونَ بِكِلَابٍ يَرْكُضُونَ بِسَعَادَةٍ فِي الْحَدِيقَةِ.

Köpekli çocuklar bahçede neşeyle koşuşturuyorlardı.