جِسْر — جُسُور
تَمَّ بِنَاءُ الْجُسُورِ فِي إِسْطَنْبُولَ لِتَخْفِيفِ حَرَكَةِ الْمُرُورِ.
İstanbul'daki köprüler trafiği rahatlatmak için yapılmıştır.
تَمَّ بِنَاءُ الْجُسُورِ فِي إِسْطَنْبُولَ لِتَخْفِيفِ حَرَكَةِ الْمُرُورِ.
İstanbul'daki köprüler trafiği rahatlatmak için yapılmıştır.
عَبَرْنَا الْقَنْطَرَةَ الْحَجَرِيَّةَ فَوْقَ الْجَدْوَلِ.
Dere üzerindeki taş köprüden geçtik.
أَقَامَتِ الْمَرْكَبَاتُ الْعَسْكَرِيَّةُ كُوبْرِي لِعُبُورِ النَّهْرِ.
Askeri araçlar, nehrin üzerinden geçmek için bir köprü kurdular.