köreltmek

يُثَبِّطُ النَّقْدُ مِنْ دَافِعِيَّةِ الطَّالِبِ.

Eleştiri, öğrencinin motivasyonunu köreltir.

تَضْعُفُ الْعَضَلَاتُ الَّتِي لَا تُسْتَخْدَمُ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.

Uzun süre kullanılmayan kaslar körelir.

بَلَّدَ الْحَجَرُ حَافَّةَ السِّكِّينِ.

Taş, bıçağın ağzını köreltti.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler