كَانَتْ هُنَاكَ جُحُورٌ لِلْخُلْدِ فِي الْحَدِيقَةِ.
Bahçede köstebek yuvaları vardı.
كَانَتْ هُنَاكَ جُحُورٌ لِلْخُلْدِ فِي الْحَدِيقَةِ.
Bahçede köstebek yuvaları vardı.
يَعْتَقِدُونَ أَنَّ هُنَاكَ جَاسُوسًا فِي الشَّرِكَةِ.
Şirkette bir köstebek olduğunu düşünüyorlar.
تُسْتَخْدَمُ آلَةُ حَفْرِ الْأَنْفَاقِ فِي بِنَاءِ الْمِتْرُو.
Metro inşaatında köstebek kullanılıyor.
مُخْبِر سِرِّيّ