أَزْعَجَنِي بِنَظَرَاتِهِ الْحَاقِدَةِ لِلْغَايَةِ.
Kötücül bakışlarıyla beni çok rahatsız etti.
أَزْعَجَنِي بِنَظَرَاتِهِ الْحَاقِدَةِ لِلْغَايَةِ.
Kötücül bakışlarıyla beni çok rahatsız etti.
حَاوَلَ خِدَاعَ الْجَمِيعِ بِوَضْعِ خُطَّةٍ خَبِيثَةٍ.
Kötücül bir plan yaparak herkesi kandırmaya çalıştı.
يَسْتَمْتِعُ الْأَشْرَارُ بِإِيذَاءِ الْآخَرِينَ.
Kötücül insanlar başkalarına zarar vermekten zevk alırlar.
خَبِيثَة، مَشْئُوم، إِبْلِيسِيّ، شَاطِن