بَقِيَ الرَّجُلُ الْعَجُوزُ مُقْعَدًا نَتِيجَةَ الْحَادِثِ الَّذِي تَعَرَّضَ لَهُ.
Yaşlı adam, geçirdiği kaza sonucu kötürüm kaldı.
بَقِيَ الرَّجُلُ الْعَجُوزُ مُقْعَدًا نَتِيجَةَ الْحَادِثِ الَّذِي تَعَرَّضَ لَهُ.
Yaşlı adam, geçirdiği kaza sonucu kötürüm kaldı.
بَقِيَ الْمَرِيضُ الْمُصَابُ بِالشَّلَلِ مَشْلُولًا وَيَعْتَمِدُ عَلَى السَّرِيرِ.
Felç geçiren hasta, kötürüm bir şekilde yatağa bağımlı kaldı.
جَعَلَتِ الْأَزْمَةُ الِاقْتِصَادِيَّةُ الْعَدِيدَ مِنَ الشَّرِكَاتِ عَاجِزَةً.
Ekonomik kriz, birçok şirketi kötürüm hale getirdi.