هَلِ الدُّكَّانُ مَا زَالَ مَفْتُوحًا؟
Dükkan hala küşade mi?
كَانَ لِلْغُرْفَةِ مَنْظَرٌ مُتَّسِعٌ.
Odanın küşade bir manzarası vardı.
هَذِهِ مِنْطَقَةٌ وَاسِعَةٌ.
Burası küşade bir alan.