بَدَأَ الْخُبْزُ يَتَعَفَّنُ فِي غُضُونِ أَيَّامٍ قَلِيلَةٍ، لِذَلِكَ اضْطُرِرْتُ إِلَى رَمْيِهِ فِي سَلَّةِ الْمُهْمَلَاتِ.
Ekmek birkaç gün içinde küflenmeye başladı, bu yüzden çöpe atmak zorunda kaldım.
بَدَأَ الْخُبْزُ يَتَعَفَّنُ فِي غُضُونِ أَيَّامٍ قَلِيلَةٍ، لِذَلِكَ اضْطُرِرْتُ إِلَى رَمْيِهِ فِي سَلَّةِ الْمُهْمَلَاتِ.
Ekmek birkaç gün içinde küflenmeye başladı, bu yüzden çöpe atmak zorunda kaldım.
أَصْبَحَتِ الْفَوَاكِهُ فِي الْخِزَانَةِ مُتَعَفِّنَةً بِسَبَبِ نِسْيَانِهَا.
Dolaptaki meyveler unutulduğu için küflenmişlerdi.
الْأَطْعِمَةُ الَّتِي لَا تُحْفَظُ فِي الثَّلَّاجَةِ تَفْسُدُ بِسُرْعَةٍ.
Buzdolabında saklanmayan yiyecekler çabuk küflenir.
غَمِلَ