kükremek

زَأَرَ الْأَسَدُ بِصَوْتٍ عَالٍ فِي الْغَابَةِ لِحِمَايَةِ فَرِيسَتِهِ.

Aslan, avını korumak için ormanda yüksek sesle kükredi.

هَدَرَ الْبَحْرُ بِشِدَّةٍ أَثْنَاءَ الْعَاصِفَةِ وَضَرَبَتِ الْأَمْوَاجُ الشَّاطِئَ.

Deniz, fırtına sırasında şiddetle kükredi ve dalgalar kıyıya vurdu.

İlişkili Kelimeler