külüstür

كَانَ الْخُرُوجُ فِي رِحْلَةٍ طَوِيلَةٍ بِسَيَّارَةِ أَبِي الْمُهْتَرِئَةِ مَحْفُوفًا بِالْمَخَاطِرِ بَعْضَ الشَّيْءِ.

Babamın külüstür arabasıyla uzun yola çıkmak biraz riskliydi.

نَحْنُ بِحَاجَةٍ إِلَى اسْتِبْدَالِ هَذَا الْأَثَاثِ الْقَدِيمِ وَالْمُتَهَالِكِ بِأَثَاثٍ جَدِيدٍ.

Bu külüstür mobilyaları yenileriyle değiştirmemiz gerekiyor.

Eşdizimler