külah

كَانَ بَائِعُ الْآيِس كْرِيم حَرِيصًا جِدًّا عِنْدَ وَضْعِ الْآيِس كْرِيم فِي الْمَخْرُوطِ.

Dondurmacı, dondurmayı külaha koyarken çok dikkatliydi.

بُرْنُس — بَرَانِس

وَضَعَ بُرْنُسًا عَلَى رَأْسِهِ لِيَحْمِيَ نَفْسَهُ مِنَ الْمَطَرِ.

Yağmurdan korunmak için başına bir külah geçirdi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler