külhanbeyi

فِي إِسْطَنْبُولَ الْقَدِيمَةِ، كَانَ الْفُتُوَّاتُ يَعِيشُونَ وِفْقًا لِقَوَاعِدِهِمُ الْخَاصَّةِ وَكَانُوا يَحْظَوْنَ بِالِاحْتِرَامِ بِشَكْلٍ عَامٍّ.

Eski İstanbul'da külhanbeyleri kendi kurallarıyla yaşarlardı ve genellikle saygı görürlerdi.

كَانَ الْبَلْطَجِيُّ فِي الْحَيِّ يُزْعِجُ النَّاسَ بِاسْتِمْرَارٍ وَيَطْلُبُ مِنْهُمُ الْمَالَ.

Mahalledeki külhanbeyi, insanları sürekli rahatsız ediyor ve onlardan para istiyordu.

كَانَ يُحَاوِلُ تَخْوِيفَ النَّاسِ بِالتَّصَرُّفِ مِثْلَ الزُّعْرِ لَكِنْ لَمْ يَأْخُذْهُ أَحَدٌ عَلَى مَحْمَلِ الْجِدِّ.

Külhanbeyi gibi davranarak insanları korkutmaya çalışıyordu ama kimse onu ciddiye almıyordu.

İlişkili Kelimeler