küllük

لَا تَنْسَ وَضْعَ مِنْفَضَةِ سَجَائِرَ وَكِبْرِيتٍ عَلَى الطَّاوِلَةِ لِلضُّيُوفِ.

Misafirler için masanın üzerine bir küllük ve kibrit koymayı unutma.

امْتَلَأَ مَكَانُ الرَّمَادِ الْمَوْجُودُ أَسْفَلَ الْمَوْقِدِ، يَجِبُ أَنْ أَقُومَ بِتَفْرِيغِهِ.

Sobanın altındaki küllük dolmuş, boşaltmam gerekiyor.

عَادَةً مَا تُوجَدُ مَكَبُّ نِفَايَاتٍ فِي حَدَائِقِ الْمَنَازِلِ الْقَدِيمَةِ.

Eski evlerin bahçelerinde genellikle bir küllük bulunurdu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler