küllenmek

تَرَمَّدَتِ النَّارُ بِبُطْءٍ حَتَّى انْطَفَأَتْ تَمَامًا وَلَمْ يَتَبَقَّ سِوَى الرَّمَادِ.

Ateş yavaş yavaş küllenerek sonunda tamamen söndü ve geriye sadece küller kaldı.

عَلَى الرَّغْمِ مِنْ أَنَّ حُبَّهُ الْقَدِيمَ خَمَدَ بِمُرُورِ السِّنِينَ، إِلَّا أَنَّهُ لَا يَزَالُ هُنَاكَ أَثَرٌ فِي قَلْبِهِ.

Yıllar geçtikçe eski aşkı küllenmiş olsa da, kalbinde hala bir izi vardı.

مَعَ مُرُورِ الْوَقْتِ، تَلَاشَى أَلَمُهُ وَلَمْ يَعُدْ يَشْعُرُ بِهِ بِنَفْسِ الشِّدَّةِ كَمَا كَانَ مِنْ قَبْلُ.

Zamanla acısı küllenerek artık eskisi kadar yoğun bir şekilde hissetmiyordu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler