küpeşte

اتَّكَأْتُ عَلَى دَرَابْزِينِ السَّفِينَةِ وَشَاهَدْتُ الْبَحْرَ.

Geminin küpeştesine yaslanarak denizi seyrettim.

حَاجِز — حَوَاجِز

يَجِبُ أَنْ يَكُونَ حَاجِزُ الشُّرْفَةِ مُرْتَفِعًا، فَهُوَ مُهِمٌّ لِلسَّلَامَةِ.

Balkonun küpeştesi yüksek olmalı, güvenlik için önemlidir.

كَانَ سُورُ الْجِسْرِ مَصْنُوعًا مِنَ الْحَدِيدِ.

Köprünün küpeştesi demirden yapılmıştı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler