küpeli

كَانَ يَلْفِتُ الْأَنْظَارَ كَشَابٍّ يَرْتَدِي حَلَقًا.

O, küpeli bir genç olarak dikkat çekiyordu.

الْفَتَاةُ ذَاتُ الْأَقْرَاطِ تَجْلِسُ بِجَانِبِي.

Küpeli kız yanımda oturuyor.

İlişkili Kelimeler