kür

طَبَّقَ الطَّبِيبُ عِلَاجًا خَاصًّا عَلَى الْمَرِيضِ.

Doktor, hastaya özel bir kür uyguladı.

يَتَطَلَّبُ التَّغَلُّبُ عَلَى هَذَا الْمَرَضِ دَوْرَةً عِلَاجِيَّةً طَوِيلَةً.

Bu hastalıktan kurtulmak için uzun bir kür gerekiyor.

يُقَدِّمُ مَرْكَزُ الْمُنْتَجَعِ الصِّحِّيِّ بَرَامِجَ عِلَاجِيَّةً مُتَنَوِّعَةً.

Kaplıca merkezinde çeşitli kürler sunulmaktadır.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler