عَمِلَ الْعُمَّالُ لِسَاعَاتٍ طَوِيلَةٍ فِي جَرْفِ الثُّلُوجِ لِفَتْحِ الطَّرِيقِ.
İşçiler, yolu açmak için karları küreleyerek uzun saatler çalıştılar.
عَمِلَ الْعُمَّالُ لِسَاعَاتٍ طَوِيلَةٍ فِي جَرْفِ الثُّلُوجِ لِفَتْحِ الطَّرِيقِ.
İşçiler, yolu açmak için karları küreleyerek uzun saatler çalıştılar.
قَامَ الرَّجُلُ بِتَنْظِيفِ الْحَدِيقَةِ عَنْ طَرِيقِ إِزَالَةِ الْأَوْرَاقِ بِالْمِجْرَفَةِ.
Adam, bahçedeki yaprakları küreleyerek temizledi.