ظَلَّ الصَّدِيقَانِ مُتَخَاصِمَيْنِ لِعِدَّةِ أَشْهُرٍ بِسَبَبِ خِلَافٍ بَسِيطٍ وَلَمْ يَتَحَدَّثَا مَعَ بَعْضِهِمَا الْبَعْضِ.
İki arkadaş, küçük bir anlaşmazlık yüzünden aylardır küs duruyorlardı ve konuşmuyorlardı.
ظَلَّ الصَّدِيقَانِ مُتَخَاصِمَيْنِ لِعِدَّةِ أَشْهُرٍ بِسَبَبِ خِلَافٍ بَسِيطٍ وَلَمْ يَتَحَدَّثَا مَعَ بَعْضِهِمَا الْبَعْضِ.
İki arkadaş, küçük bir anlaşmazlık yüzünden aylardır küs duruyorlardı ve konuşmuyorlardı.
قَالَ الطِّفْلُ إِنَّهُ غَاضِبٌ مِنْ صَدِيقِهِ لِأَنَّهُ لَمْ يُشَارِكْهُ أَلْعَابَهُ.
Çocuk, oyuncaklarını paylaşmadığı için arkadaşına küs olduğunu söyledi.
تَخَاصَمَ الْأَشِقَّاءُ لِأَنَّهُمْ لَمْ يَتَمَكَّنُوا مِنَ الِاتِّفَاقِ عَلَى مَنْ هُوَ عَلَى حَقٍّ.
Kardeşler, kimin haklı olduğu konusunda anlaşamadıkları için birbirlerine küstüler.