حَاوَلَتِ الشُّرْطَةُ مَنْعَ التَّحْرِيضَاتِ فِي مَكَانِ الْحَادِثِ.
Polis, olay yerindeki kışkırtıları engellemeye çalıştı.
حَاوَلَتِ الشُّرْطَةُ مَنْعَ التَّحْرِيضَاتِ فِي مَكَانِ الْحَادِثِ.
Polis, olay yerindeki kışkırtıları engellemeye çalıştı.
أَغْضَبَهُ اسْتِفْزَازَاتُ الْمُنَافِسِ.
Rakibin kışkırtıları onu sinirlendirdi.