كَانَ ذَلِكَ الرَّجُلُ يَتَجَوَّلُ فِي الشَّارِعِ بِمَظْهَرٍ مُرِيبٍ، لِذَلِكَ اتَّصَلْتُ بِالشُّرْطَةِ.
O adam, şüpheli kılıklı bir şekilde sokakta dolaşıyordu, bu yüzden polisi aradım.
كَانَ ذَلِكَ الرَّجُلُ يَتَجَوَّلُ فِي الشَّارِعِ بِمَظْهَرٍ مُرِيبٍ، لِذَلِكَ اتَّصَلْتُ بِالشُّرْطَةِ.
O adam, şüpheli kılıklı bir şekilde sokakta dolaşıyordu, bu yüzden polisi aradım.
الرَّجُلُ الَّذِي رَأَيْتُهُ اللَّيْلَةَ الْمَاضِيَةَ كَانَ يَنْتَظِرُ أَمَامَ الْبَابِ بِهَيْئَةٍ غَرِيبَةٍ.
Dün gece gördüğüm adam, garip kılıklı bir şekilde kapının önünde bekliyordu.