يَجْعَلُنَا مُعَلِّمُنَا نُصَلِّي صَلَاةَ الظُّهْرِ كُلَّ يَوْمٍ، هَذَا جَمِيلٌ جِدّاً.
Hocamız bize her gün öğle namazını kıldırıyor, bu çok güzel.
يَجْعَلُنَا مُعَلِّمُنَا نُصَلِّي صَلَاةَ الظُّهْرِ كُلَّ يَوْمٍ، هَذَا جَمِيلٌ جِدّاً.
Hocamız bize her gün öğle namazını kıldırıyor, bu çok güzel.
اِسْتَدْعَى أَبِي الْإِمَامَ لِيَأْمُرَ جَدِّي الْمَرِيضَ بِالصَّلَاةِ.
Babam, hasta olan dedeme dua kıldırmak için imamı çağırdı.