kıpırdama

شَعَرْتُ بِتَحَرُّكٍ طَفِيفٍ، كَمَا لَوْ أَنَّ شَخْصًا مَا كَانَ يَقْتَرِبُ.

Hafif bir kıpırdama hissetti, sanki biri yaklaşıyordu.

تَجَنَّبَ حَتَّى أَدْنَى تَمَلْمُلٍ حَتَّى لَا يَكْسِرَ الصَّمْتَ.

Sessizliği bozmamak için en ufak bir kıpırdamadan bile kaçındı.

حَرَكَةٌ طَفِيفَةٌ — حَرَكات طفيفة

أَصْدَرَ الطِّفْلُ حَرَكَةً طَفِيفَةً فِي حُلْمِهِ.

Bebek, rüyasında hafif bir kıpırdama yaptı.