حَرَّكَكَانَ تَحْرِيكُ ذِرَاعِهِ الْمُصَابَةِ مُؤْلِمًا لِلْغَايَةِ.Yaralı kolunu kıpırdatmak çok acı veriyordu.
أَزَاحَأَزَاحَ الْكُرْسِيَّ قَلِيلًا وَانْتَقَلَ إِلَى وَضْعٍ أَكْثَرَ رَاحَةً.Sandalyeyi biraz kıpırdatarak daha rahat bir pozisyona geçti.