kırılgan

هَذِهِ الْمِزْهَرِيَّةُ هَشَّةٌ جِدًّا، احْمِلْهَا بِحَذَرٍ.

Bu vazo çok kırılgan, dikkatli taşı.

تَتَطَلَّبُ الْأَدَوَاتُ الزُّجَاجِيَّةُ تَغْلِيفًا خَاصًّا لِأَنَّهَا قَابِلَةٌ لِلْكَسْرِ.

Cam eşyalar kırılgan olduğu için özel ambalaj gerektirir.

إِنَّهُ شَخْصٌ حَسَّاسٌ لِلْغَايَةِ، يُجْرَحُ بِسُهُولَةٍ.

O çok kırılgan bir insan, hemen inciniyor.

Ayrıca: ضَعِيف