kırpılmak

قُصَّ شَعْرِي أَمْسِ فِي الْمِحْلَاقِ.

Saçım dün berberde kırpıldı.

تَمَّ تَجْهِيزُ أَغْصَانِ الْأَشْجَارِ لِتَقْصِيصِهَا قَبْلَ حُلُولِ الرَّبِيعِ.

Ağaçların dalları bahar gelmeden kırpılmak için hazırlandı.

İlişkili Kelimeler