عَلَيْنَا إِكْمَالُ هَذَا الْمَشْرُوعِ بِمِيزَانِيَّةٍ مُقَيَّدَةٍ.
Kısıtlı bir bütçeyle bu projeyi tamamlamak zorundayız.
عَلَيْنَا إِكْمَالُ هَذَا الْمَشْرُوعِ بِمِيزَانِيَّةٍ مُقَيَّدَةٍ.
Kısıtlı bir bütçeyle bu projeyi tamamlamak zorundayız.
يَجِبُ أَنْ نَعْمَلَ بِكَفَاءَةٍ أَكْبَرَ بِمَوَارِدَ مَحْدُودَةٍ.
Kısıtlı kaynaklarla daha verimli çalışmalıyız.
الشَّخْصُ الْمَحْجُورُ عَلَيْهِ بِقَرَارٍ مِنَ الْمَحْكَمَةِ لَا يَسْتَطِيعُ إِدَارَةَ مُمْتَلَكَاتِهِ.
Mahkeme kararıyla kısıtlı bir kişi, mal varlığını yönetemez.
مَحْدُودَة، مُقَيَّدَة، قَاصِر، مُكَبَّل، مُقْتَصِر، مَقْصُور، مُنْحَصِر فِي، مُنْحَصِر، مَغْلُول اليَدَيْن، ضَيِّق