إِسْفِين — أَسَافِين
وَضَعْتُ إِسْفِينًا بَيْنَ الْبَابِ لِإِبْقَائِهِ مَفْتُوحًا حَتَّى يَتَمَكَّنَ الْهَوَاءُ مِنَ الدُّخُولِ.
Kapıyı açık tutmak için araya bir kıskı yerleştirdim, böylece hava içeri girebiliyordu.
وَضَعْتُ إِسْفِينًا بَيْنَ الْبَابِ لِإِبْقَائِهِ مَفْتُوحًا حَتَّى يَتَمَكَّنَ الْهَوَاءُ مِنَ الدُّخُولِ.
Kapıyı açık tutmak için araya bir kıskı yerleştirdim, böylece hava içeri girebiliyordu.
قُمْنَا بِتَثْبِيتِ الْأَوْتَادِ فِي الْأَرْضِ لِتَثْبِيتِ الْخَيْمَةِ حَتَّى لَا تَتَمَكَّنَ الرِّيَاحُ مِنْ حَمْلِهَا.
Çadırı sabitlemek için yere kıskılar çaktık, böylece rüzgar onu uçuramazdı.