أَلْقَتِ الشُّرْطَةُ الْقَبْضَ عَلَى اللِّصِّ بِإِحْكَامٍ فِي مَكَانِ الْحَادِثِ وَلَمْ تَسْمَحْ لَهُ بِالْفِرَارِ.
Polis, hırsızı olay yerinde kıskıvrak yakaladı ve kaçmasına izin vermedi.
أَلْقَتِ الشُّرْطَةُ الْقَبْضَ عَلَى اللِّصِّ بِإِحْكَامٍ فِي مَكَانِ الْحَادِثِ وَلَمْ تَسْمَحْ لَهُ بِالْفِرَارِ.
Polis, hırsızı olay yerinde kıskıvrak yakaladı ve kaçmasına izin vermedi.
رَبَطُوا الْحَبْلَ بِشَكْلٍ مُحْكَمٍ حَتَّى يُمْكِنَ نَقْلُ الْحُمُولَةِ بِأَمَانٍ.
Halatı kıskıvrak bağladılar, böylece yük güvenli bir şekilde taşınabilecekti.