kıskandırmak

أَرَادَ أَنْ يُثِيرَ غَيْرَةَ أَصْدِقَائِهِ بِالتَّفَاخُرِ بِسَيَّارَتِهِ الْجَدِيدَةِ، لَكِنَّهُ لَمْ يَخْلُقِ التَّأْثِيرَ الَّذِي تَوَقَّعَهُ.

Yeni arabasıyla hava atarak arkadaşlarını kıskandırmak istedi, ama beklediği etkiyi yaratmadı.

قَالَتْ إِنَّهَا تُغَازِلُ شَخْصًا آخَرَ لِجَعْلِ حَبِيبِهَا السَّابِقِ يَغَارُ، لَكِنَّ هَذَا زَادَ الْوَضْعَ سُوءًا فَقَطْ.

Eski sevgilisini kıskandırmak için başka biriyle flört ettiğini söyledi, ama bu sadece durumu daha da kötüleştirdi.

İlişkili Kelimeler