kıvırmak

لَوَى الرَّجُلُ السِّلْكَ بِالزَّرَادِيَّةِ.

Adam, teli penseyle kıvırdı.

اطْوِ الْوَرَقَةَ إِلَى نِصْفَيْنِ.

Kâğıdı ikiye kıvır.

حَاوَلَ التَّهَرُّبَ مِنْ وَعْدِهِ لَكِنَّهُ لَمْ يَنْجَحْ.

Sözünden kıvırmaya çalıştı ama başaramadı.

Ayrıca: تَجَنَّبَ

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler