kıyafetli

كَانَ الْجَمِيعُ فِي الْحَفْلَةِ يَرْتَدُونَ مَلَابِسَ أَنِيقَةً وَبَدَاوْا فِي غَايَةِ الْأَنَاقَةِ.

Partiye gelen herkes şık kıyafetliydi ve çok zarif görünüyorlardı.

الْخُرُوجُ بِمَلَابِسَ مُنَاسِبَةٍ هُوَ دَلِيلٌ عَلَى احْتِرَامِ الذَّاتِ.

Kıyafetli bir şekilde dışarı çıkmak, kendine olan saygının bir göstergesidir.

İlişkili Kelimeler