kaçırmak

خَطَفَ الْمُلَثَّمُونَ الشَّابَّةَ مِنَ الشَّارِعِ وَاقْتَادُوهَا إِلَى مَكَانٍ مَجْهُولٍ.

Maskeli kişiler, genç kadını sokaktan kaçırarak bilinmeyen bir yere götürdüler.

اكْتَشَفَ ضُبَّاطُ الْحُدُودِ أَنَّ الْمُهَرِّبِينَ كَانُوا يُحَاوِلُونَ تَهْرِيبَ الْمُخَدِّرَاتِ إِلَى الْبِلَادِ.

Sınır görevlileri, kaçakçıların ülkeye uyuşturucu kaçırmaya çalıştığını tespit etti.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler