kaşıklamak

بِسَبَبِ مَرَضِهِ، تَنَاوَلَ الْحَسَاءَ بِبُطْءٍ عَنْ طَرِيقِ تَنَاوُلِهِ بِالْمِلْعَقَةِ.

Hasta olduğu için çorbayı kaşıklayarak yavaşça içti.

غَرَفَتْ أُمِّي الطَّعَامَ الْمَوْجُودَ فِي الْقِدْرِ فِي الْأَطْبَاقِ بِالْمِلْعَقَةِ.

Annem, tenceredeki yemeği tabaklara kaşıkladı.

İlişkili Kelimeler