kaba

كَانَ نَسِيجُ الْقُمَاشِ خَشِنًا جِدًّا لِدَرَجَةِ أَنَّهُ كَانَ مُزْعِجًا.

Kumaşın dokusu çok kaba olduğu için rahatsız ediciydi.

لَمْ يُحِبَّهُ أَحَدٌ بِسَبَبِ سُلُوكِهِ الْفَظِّ.

Kaba davranışları yüzünden kimse onu sevmiyordu.

لَا تَتَحَدَّثْ بِهَذِهِ الطَّرِيقَةِ الْبَذِيئَةِ مَعَ وَالِدَيْكَ.

Anne babanla bu kadar kaba konuşma.

Ayrıca: غَلِيظ