kabiliyetli

إِنَّهُ مُوسِيقِيٌّ مَوْهُوبٌ لِلْغَايَةِ، وَهُوَ نَاجِحٌ جِدًّا فِي الْعَزْفِ عَلَى الْبِيَانُو.

O, çok kabiliyetli bir müzisyen, piyano çalmakta çok başarılı.

يُمْكِنُ لِلْمُدِيرِ ذُو الْكَفَاءَةِ أَنْ يَقُودَ الشَّرِكَةَ إِلَى النَّجَاحِ.

Kabiliyetli bir yönetici, şirketi başarıya taşıyabilir.

إِنَّهُ بَارِعٌ جِدًّا فِي رَسْمِ الصُّوَرِ.

O, resim çizmekte çok kabiliyetli.

Ayrıca: مُقْتَدِر

İlişkili Kelimeler